26 Mar 08

AŞK

Saat 19:10'de OkYaNuS tarafından yazılmış

Baktığın her yüzde onu görmekmiş aşk..
Her ‘o sanıp’ da aldandığında
Yüreğine çöken hüzne alışmakmış..
Bir yerlerden sesini duyduğunda
İçine hücum eden sıcaklıkmış belki..
Var gücünle çabalasan da
Ondan uzak duramamakmış..
Aşk, bir anlığına görebilmek için
Tüm zamanları hesapsızca tüketebilmekmiş..
O farkında olmasa da
Varlığının bile destek vermesiymiş..
Huzuru, sükunetinde bulmak,
Mutluluğuyla mutlu olmakmış..
Gözlerine dalıp giderken
Sözlerini bir araya getirememekmiş aşk
Bir kez olsun dokunmasan da
Sıcaklığını en derinlerde hissetmekmiş
Sen hayatıma girdiğin
Ve seni böylesine sevdiğimde anladım..

DİLEK TURAN /07

Etiketler: , ,

10 Şub 08

İşte geldim sana
Eteklerimde bir yığın kırçiçeği
Meltemimde ilkbahar esintisiyle geldim
Tüm korkularımı cebime attım
Gökkuşağı renkerindeki yüreğimi getirdim
Ne pürüzsüz düşler vaad ettim sana
Ne de alıştığın sıcaklıkları; ama
İhtiyacın olan ne varsa
Beraberimde getirdim
İşte geldim sana,
Tüm sevgin kalbimde,
Tüm ışıltın gözlerimde,
Özlemini de yanımda getirdim
Haydi öyle durma,
Bak ellerim burada…

DİLEK TURAN/2007

Etiketler: , , , , ,

08 Tem 07

Köşebaşındaki direğin dibinde bir melek,
Taşın soğukluğuna aldırmadan ilişmiş kaldırımın kenarına…
Dizlerini karnına kadar çekmiş, saçları yüzünü perdelemiş…
Yanağından süzülen bir damla yaş,
Usulca cennetine düşüyor…
Çisil çisil yağan yağmur,
Hafifçe titreyen kanatlarında can buluyor…
Öyle yapayalnız,öyle hüzünlü görünüyor ki
Uzanıp dokunmak istiyorsun usulca,
Bir parça olsun mutluluk vermek…
Oysa öylesine büyülü ki bu manzara
Öylece kalakalıyorsun…
İstemeden bir soru soruyorsun kendine
“Bir melek neden ağlar?”diye…

Dilek Turan/01.07.07

Etiketler: , , , , ,

12 Mar 07

Sen yoksun…

Tek sorumlusu sensin bu olanların…

Eğer olsaydın, yaşamazdım şu anda yaşadıklarımı…

Muhtaç olmazdı kalbim yabancı sevdalara…

Sırf yalnızlığı yenmek için aramazdım bana yakışandan fazlasını asla…

Neden yoksun sanki?..

Ne olurdu olsaydın yanımda?..

Ne ben eksik kalırdım, ne de sen yabancı

Uzaklarda…

Sen yoksun…

Bu yorucu mücadelenin ardında tek başıma savaşıyorum

Her kazandım sandığımda, kaybettiğimi

Her yoruldum dediğimde, yeniden sürüklendiğimi görerek…

Şimdi gittiğin yerde değil de yanımda olsaydın

Bana hiç de tanıdık olmayan bu duygulara esir olmazdı ruhum…

Her sen sandığım yüzün yabancılığı acıtmazdı canımı bu kadar

Yine en başına dönmezdi hiçbir yaşanan,

Sonunun ne olduğunu bile bile umutlanmazdım…

Hem de her saniyesinde seni andığım bir boyuttayken hayatım…

Ama sen yoksun…

Ve ben buradayım…

Yalnız…

2006/Mart

Etiketler: , , , , , , ,

07 Kas 06

“Hani herkes arkadaş
Hani oyunlar sürerken
Hani çerçeveler boş
Hani körkütük sarhoş gençliğimizden
Hani şarkılar bizi henüz bu kadar incitmezken
Eskidendi, eskidendi, çok eskiden…”

Sahiden bu kadar eskide mi kaldı şarkılara bile konu olan arkadaşlıklar, sevgiler?.. Sözcüklere sığıyorsa hala ve duyduğumuzda içimize hüznün hücum ettiğini hissedebiliyorsak yine de sevebiliyoruz demektir.. Peki ya bu içten içe farkında olduğumuz ancak her türlü bahaneye rağmen bir parçası olmaktan kurtulamadığımız bu gerçeği değiştirmek için bir şeyler yapıyor muyuz dostluklarımız uğruna? Hayatın akışına kapılıp gidenlerden miyiz, yoksa o akışta bir kaç dala tutunmayı başarıp ‘o anları’ sindirerek yaşayabilenlerden mi? “Olmasın hiç o ta içten gülen gözlerde yaş,birgün gelip ayrılsak bile seninle arkadaş..” dizlerini kaçımız içinden gelen gelen söyledi birilerine, utanıp sıkılmadan? Aklınıza geldiğinde, özlemden burnunuzun direğinin sızladığı; telefonun bile yetmediği o ağlamaklı konuşmalarda ona sarılıp sıcaklığına doymak istediğiniz oldu mu hiç? Herkesin birbirini sırtından bıçakladığı bu yalancı günlerde sırtını bir dosta yaslayabilmenin tadı hayatta başka birşeyde olabilir mi? Öyle güzeldirki hiçbir gocunma hissetmeden, karşılık beklemenin aklının ucundan bile geçmeden birilerini sevebilmek ve sonsuza kadar sürmesi bu sevginin.. Boya kalemlerimizle elele tutuşturduğumuz çöpten arkadaşlıkların ardından ilerleyen yıllarda dostluğun ışıldadığı o gözlerde hiç bir şeyin zarar veremeyeceği sevginizi düşünmek.. Onun çikolatasından ısırdığın bir parçanın tadının başka hiçbir şeyde olmaması, son kontürünü ona harcayabilmek, postacıların bile tedavülden kalktığı günlerde dostuluk satırlarının mektuplarda hayat bulması.. Onun yatağına huzulu yatamadığını bildiğin halde uyuyabilir misiniz, dar gelmez mi dışına taşıp da dostunuzun sızısını dindirebilme isteğiyle yandığınız o oda? Ayrı ayrı şehirlerde de olsa aynı anda birbirini anımsayabilen iki insan aynı gökyüzüne baktıkça sahiden birbirinden uzak sayılabilir mi? Kilometreler midir aslında aradaki mesafeyi belirleyen; yoksa iki kalp arasında ki uzaklık mı? “Dost; hiç haber alamasan, hiç görmesen, ne yaptığını bilmesen de adını duyduğunda içine sevginin hücum ettiğini fark edip ‘ben bu insanı özlüyorum’ diyebildiğindir..

Çocuklar büyüdüğünde masallar da gerçekliğini yitirir belki ama bizler çocuk kalmayı ve dostlarımızı masalların o sihirli dünyasında yaşatabilmeyi başardığımız sürece mutlu olacağız.. Öyleyse tüm dostluklarımın şerefine!

Etiketler: , , , , , , , ,