Google Squared Limango’da Üyelere Özel İndirimli Alışveriş Yapın
08 Haz 09

İnsan, hayvanlardan aklı, kendini daha net kontrol edebilme yeteneği gibi birçok yönden ayrılıyor ancak doyumsuzluk bakımından hayvanlarla da kıyasıya rekabette olmayı da ihmal etmiyor. Doyumsuzluk derken cinsel anlamda değil, hayatın içindeki pek çok yönde kastedebiliriz: İş, aşk, maddiyat, maneviyat,… Kısacası doyumsuzluk vücüdumuzun temel hücrelerinden biri gibi küçük görünen fakat önemli etkiler de yaratabilen bir olgu.

Doyumsuzluk bize, hayatımıza, çevremize ve dünyaya neler katmış biraz bakalım mı? Ders başarı notu konusunda doyumsuzlar da dünya devlerini büyütme doyumsuzları da cinsel tatmin yönünden eşinden doyumsuzlar da bir öğünde dolu dolu yemek yemekten bıkmayanlar da hayatı öyle ya da böyle bir yanından ıskalamışlardır ve bir kısmı bunu fark edemeden ve doyumsuzluğunu da koruyarak göçüp gitmişlerdir, gitmektedirler de. En acı durum ise doyumsuzluklar nedeniyle kaybettiklerinizin yüzünüze çarptığı an olsa gerek. Bu tip anlar ise geri dönülmeyecek anlarda yaşanır.

Halbuki anlık da olsa doyumluluklar ne kadar mutluluk verebilir insana. Sevişmenin verdiği birkaç saatlik haz, birkaç lokma ile karnın bir süreliğine doyumunun verdiği haz, kendi ülkende barış ve huzur içinde yönetici güç olmanın verdiği haz yok mudur? Bunu yaşayanlar varsa çevrelerine de mutluluklarını ve gerekçelerini yansıtsın isterim çünkü tatmin olmayanlar mutsuzluklarını ve gerekçelerini fazlasıyla yansıtarak başkalarının da hayat alanını işgal ediyor, hatta doyumsuzluk denen mıknatısın çekim alanına itiyor.

Doyumsuzluklardan, serbestliğin içine edenlerden, bireyselliğin anlamını boşaltanlardan, tatminsizliğinin acısını başkalarından çıkaranlardan insanlar da dünya da o kadar bunalmış olsa gerek, artık dengeler bozulmuş durumda. Ekolojik, uluslararası, ulusal, toplumsal, bireysel, ruhsal, fiziksel her türlü yapı kapasitesinin üstünde sarsıntılar yaşıyor çağımızda. Buna dur diyebilecek olan da ancak toplu bir kanaatkarlık olabilir gibi görünüyor. Nasıl mı olacak bu? Her ateş, cirmi kadar yer yakacak. Evet evet, atalarımızın dediği gibi “Ateş olsan cirmin kadar yer yakarsın.”. Neden onlara kulak vermeyelim? Hem toplulukları etrafında toplayan inançlarda da özünde bir kanaatkarlık yok mu çarpıtılmış veya çelişkilerle dolu da olsa? Bu kavramı doldurmak bireylerin elinde, önce kendilerince “kanaat” kavramını yaratanlar bunu çevrelerindeki diğer “kanaat” kavramlarıyla çarpıştırarak, çatıştırarak “kannat etmek” üzerinde uzlaşamaz mı öyle ya da böyle?

Ütopik görünüyor olabilir ancak sadece ekonomik ve politik yanı görünen “Küresel Kriz”in hayatın her alanında, yerkürenin insan eli değen her metrekaresinde öyle ya da böyle yaşandığı ortadayken bundan çıkış yollarını da düşünmek gerek. Bu, çürütülebilir bir çözüm olsa da en azından bu konuda kafa yorulduğunun bir işareti. Hem ampul denilen şey ilk deneyde mi bulundu sanki? Bilmemkaçbininci deney sonucu ortaya çıkmadı mı o meret? Bakarsınız çözüm de bilmemkaçmilyonuncu düşüncenin çıkardığı ütopyadan doğar? ;)

Bunları da sevebilirsiniz:

Etiketler: , , , , , , , , ,

Yorum yaz

Aşağıdaki formu doldurarak misafir olarak da yorum yazabilirsiniz fakat üye olmanızı tavsiye ediyoruz.

Misafirler için yorum yazma paneli: