Her Şeyin Başı Sağl… Eğitim Ekşi Sözlük
11 May 09

Türkiye, köklü ve deneyimli bir diplomatik altyapıya sahip olan bölgesindeki ender ülkelerden. Ancak son yıllarda bu deneyimini ne kadar gösterebildiği tartışılır olmuştur. Bu tartışma Türkiye’nin Soğuk Savaş’ın bitiminden 18 yıl geçmesine rağmen rotasını etkin bir biçimde belirleyememesinden ve 3 Kasım 2002′den sonraki iktidar ve bürokratik altyapı değişikliği neticesinde yol aldığı güzergahtan kaynaklanmaktadır.

Türkiye, 2003′ten itibaren “Ilımlı İslam Modeli Çerçevesinde Büyük Ortadoğu / Genişletilmiş Ortadoğu Bölgesel Güç” adayı olarak dış politikada hareket etmektedir. 1990′ların en favori ve en popüler politikası olan Avrupa Birliği’ne tam üyelik ve “AB’nin Asya’ya Açılan Kapısı” adayı olmaktan ise 17 Aralık 2004 müzakerelerinde gerçekleştirilen adımlarla sapıldığı ortadadır. Türkiye, Ocak 2005 itibariyle AB’nin “imtiyazlı ortak adayı”, “Ortadoğu’nun bölgesel güç adayı”ydı ta ki BOP (ve GOP) sekteye uğrayana kadar. ABD’nin Irak ve Afganistan’da yürüttüğü “serseri devleti durdurma operasyonu” ardından gelen “devlet ve ulus inşaası” çalışmalarının başarısızlıkla sonuçlanması ve Amerikan Hükümetinin yeni politikalar arayışına girmesi Türkiye’nin “Ortadoğu’da Ağabeylik” rolünü sona erdirmiştir.

Peki günümüzün fotoğrafı nedir? Ortadoğu’da İsrail haricindeki ABD’nin müttefiki olan devletlerin Mısır’ın öncülüğünde örgütlendirildiği görülmektedir. İsrail ile arabuluculuk görüşmelerinde Fransa ve ABD’nin girişimleriyle Mısır aktif bir rol almıştır. Türkiye ise Davos’ta yaptığı “One Minute” çıkışı ve Hamas adlı siyasal topluluğun (hatta terör örgütü olarak da kabul edildiği platformlar bulunmaktadır) lideri Halid Meşal’i meşru hükümet gören bir ülke olarak kalmıştır. Üstelik Barack Obama, İslam Dünyası’na seslenişini de yakın zamanda gerçekleştireceği Mısır ziyaretinde yapacaktır. Türkiye’deki konuşmaları ise görüldüğü gibi yerel ölçeklidir, Türkiye’ye yöneliktir. Türkiye, Brzezinski dahil ABD dış politikasını yönlendiren pek çok uzman tarafından Ilımlı İslam yerine daha çok “çokkültürlü seküler Batı ülkesi” olarak tasvir edilmektedir. Bu modele “Uzak Kanada Modeli” de denilebilir (Kanada’yı araştırdığınızda bir önceki cümledeki kabataslak tasvir ile paralellikleri görebilirsiniz).

Bundan 5-6 yıl evvel biçilen “Ilımlı İslam Modeli” yerine “Uzak Kanada Modeli”nin başarılı olup olmayacağı, Türkiye’yi ne kadar olumlu ve olumsuz etkileyeceği, gelecek senaristleri için de politikacılar için de hatta hukukçular için de düşünce açısından geniş ve bir o kadar öngörüsü çeşitlidir. Bu model bir fantezi olarak kalabileceği gibi hayata da geçebilir. Ancak bir olasılık hesabı olarak göz önünde bulundurulmalıdır. (Bu konunun ayrıntısı ayrı bir yazı konusudur)

Diplomasinin Türkiye’deki iç politika ile günümüzdeki bağına bakıldığında ise; mevcut hükümeti oluşturan Adalet ve Kalkınma Partisi’nin lideri Recep Tayyip Erdoğan, geçtiğimiz hafta kabine revizyonuna giderek dışişleri bakanını değiştirmiş ve kendi danışmanı Ahmet Davutoğlu’nu bu makama getirmiştir. Ahmet Davutoğlu, domino teorisi ile tanınan bir dış politika uzmanıdır. Türkiye’ye “Ortadoğu’da Ağabeylik” ve “Ilımlı İslam Modeli”nin biçilmesinde rolü büyüktür. Dış çevrelerce de iyi bilinen ve bir dönem fikirleri destek bulan bir isimdir. Lakin, 2008-2009 Küresel Ekonomik Bunalım’ın etkisiyle dünya “Ortanın Solu”na doğru dümeni kırarken, Davutoğlu dahil merkeze uzak sağ politikacıların kabinede görev alması dikkate şayandır (bkz. Ahu Özyurt’un cnnturk.com’da 4 Mayıs 2009 tarihli yazısı). ABD, Türkiye’yi “kazanma”ya çalışırken Davutoğlu’nun dışişlerinin başına getirilmesi ne anlamdadır bunu zamanla göreceğiz.

İlk değerlendirmeleri burada keserek daha sonra devam edeceğimi belirtmek isterim.

Bunları da sevebilirsiniz:

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , ,

Yorum yaz

Aşağıdaki formu doldurarak misafir olarak da yorum yazabilirsiniz fakat üye olmanızı tavsiye ediyoruz.

Misafirler için yorum yazma paneli: