18 Mar 09

önümüzdeki seçimlerde eskişehir’de (büyükşehir belediyesi için) iki aday öne çıkıyor şu anda. dsp’nin adayı, anadolu üniversitesi’ni türkiye’nin en saygın üniversitelerinden biri haline getirmiş, açık öğretim fakültesini kurmuş, iki dönemdir belediye başkanlığı yapmış yılmaz büyükerşen. akp’nin adayı ise osmangazi üniversitesi inşaat mühendisliği bölümü hocalarından hasan gönen.

türkiye’de 2007 seçimlerine göre oy kullanacak kişi sayısı 6 milyon artmış durumda. eskişehir’de de 50 bin yeni seçmen var. bu kadar artışın normal olmadığı, hileli bir seçim olabileceği birkaç ay önce konuşulan şeylerdi. bu anormal seçmen sayısı artışı, kömür ve erzak dağıtımlarının tüm türkiye’de olduğu gibi eskişehir’de de artması, recep tayyip erdoğan’ın sürüsü olan “vur de vuralım öl de ölelim”ciler ve chp’nin de büyükşehir’de aday çıkarması (takip edenler bilir, önceki yerel seçimlerde chp eskişehir’den aday çıkarmamıştı) hasan gönen’in kazanacağını ya da kaybetse de az bir farkla kaybedeceğini bana düşündüren etmenler. bu dört etmen dışında iktidar partisinin adayı başkan seçilirse eskişehir’in daha çok gelişeceğini düşünen (maddi açıdan haksız sayılmazlar) kişiler de mevcut.

yılmaz büyükerşen, eskişehir’in 10 yılda bu kadar çok konuşulan, merak edilen şehir haline gelmesinde en aktif rolü üstlenmiştir. önce anadolu üniversitesi’yle öğrencileri şehre çekmiş, sonra da belediye başkanlığıyla eskişehir’i yaşanır bir kent haline getirmiştir.

şehrin tüm sistemini baştan sona değiştiren tramvayı yapmış, şehir merkezine araç girişini yasaklamış, rahatça yürünebilir bir merkez oluşturmuştur.

yan duvarları dökülen, dayanıksız köprüleri olan porsuk’un temelini temizlemiş, çevresini güzelleştirmiş, köprüleri yenilemiştir. (porsuk şu anda hala mavi ve berrak değildir, bunun nedeni kütahya tarafından gelen fabrika atıklarıdır.) nehirde gondolla gezinti imkanı sağlamış, hatta bir kısmını ulaşıma da açmıştır. (devam edecektir.) uluslararası kano yarışları düzenlenmesi için uğraşmış, böylece şehrin başka ülkeler tarafından bilinirliğini de artırmıştır.

türkiye’de hiç önem verilmeyen yeşil alanların artırılması için çalışmış, çeşitli parklar yapmıştır. mevcut parklardaki eskimiş demirleri, oyuncakları, bankları yenilemiştir.
kent park olarak bilinen, yapay plaj ve denize, açık/kapalı yüzme havuza (kapalısı yapılıyor sanırım hala), su bisikletlerinin kullanılabildiği gölete sahip olan (kent evi, restoranlar, at binme alanları da yapılacak) 300 bin metrekarelik alana kurulmuş dev bir park yapmıştır.
bilim sanat ve kültür parkı olarak geçen, korsan gemisi, bilim deney merkezi, masal şatosu, gölet, konser alanı olarak kullanılabilecek anfi tiyatro bulunan 400 bin metre karelik alana sahip bu parkta da, park içi ulaşım özel trenlerle sağlanacak.
hiçbir destek almadan, mamuca göleti’ni yapmış, bu gölet sayesinde ileride oluşacak muhtemelen su sorununa ciddi derecede önlem almıştır. yine bu gölette uluslararası su sporları düzenlenmektedir. çevresinde piknik alanları ve dağ bisikleti yarış alanları da bulunmaktadır.
bunlar büyükerşen’in özellikle yeşil alan ve su konusunda (hem taşımacılık, hem sportif, hem eğlence hem de susuzluk problemi açısından) ciddi yatırımlar yaptığını göstermektedir.

başkanlığı süresince sanata özellikle önem vermiş, şehri heykellerle donatmış, opera binası, tiyatro salonları, senfoni orkestrası kazandırmıştır. şehrin merkezindeki çirkin görünümlü meyve sebze halini, restorasyon çalışmalarıyla gençlik merkezi haline getirmiş ve meyve sebze halini şehir dışlarına taşımıştır. taksi duraklarını, simitçileri eski görünümlü yapılardan kurtarmıştır. her ev bir atölye projesiyle özellikle ev hanımlarına yönelik el işi kursları verilmesi için çalışmalar yapmıştır. odunpazarı evleri’ni yapmış, birisine çağdaş cam sanatları müzesi kurmuştur.

engelli vatandaşlarımızı unutmamış, köprüleri merdivensiz çıkılabilir hale getirmiş, kaldırımları eğimli hale getirmiş, tramvaya iniş binişlerini kolaylaştırarak onları toplu taşımacılıktan daha rahat yararlanabilir hale getirmiştir.

halk ekmek fırınında vitaminli ekmeği ucuza imal etmiş ve halka ulaştırmıştır.

porsuk’taki gondollar (kanolar da olabilir) ve şehirdeki heykeller yine belediye tarafından yapılmış, tanıdıklara, yabancılara ihalelere verilip boşuna para aktarılmamıştır. şehrin ihtiyaçlarının yine şehir tarafından karşılanması için çalışmalar yapmıştır.

şu anda yapımı devam eden ve 50 milyon liraya malolan dev arıtma tesisinin temellerini atmıştır.

kalabak suyu’nu son model tesislerde şişelenmesinin yapıldığı bir marka haline getirmiştir.

görüldüğü gibi özellikle toplu taşıma, sanat, su ve parklar konusunda şehre özellikle ilgi göstermiştir. bu yazdıklarım dışında aklıma gelmeyen ve ufak tefek de olsa birike birike şehrin tüm çehresini değiştiren daha birçok yatırımı bulunmaktadır.

elbette bazı olumsuz yanları da vardır. tramvay sistemine klima takılması için garanti sürelerinin bitmesinin beklenmesi, duraklarda ilk zamanlarda turnike sistemi yerine tramvay içinde validatörlerin olması ve bunun etkisiyle hatalı planlanmış ve modifiye manyağı olmuş duraklar, tramvayın ilk başladığı günlerde otobüslerin şehir merkezinden uzaklaştırılması bazı planların tam olarak tutmadığının işareti.
büyükerşen’in tramvay dışında en çok eleştiri aldığı diğer bir nokta ise şehir merkezi ve kenar mahalleler arasındaki görüntü farkı. şehir merkezine daha çok yatırım yapıldığı, kenar mahallelere daha az ilgi gösterildiği yalan sayılmaz aslında. fakat hem şehir merkezine yatırım yapmanın kenarlara yatırım yapmaktan daha kolay destek bulması, hem de merkezden kenarlara ilerleyecek sistemin daha sağlıklı olması bunun etmenleri arasında. ayrıca çamlıca tramvayının aylardır bir takım çevreler tarafından engellenmesi (kim acaba) bu eleştirileri almasında da büyük bir etmen. yine de kenarlara yaptığı yatırımlar için bu kadar geç kalmış olmamalıydı diye düşünüyorum.
trafik de eskişehir’de son zamanlarda büyük sorun haline gelmeye başladı. tramvayın toplu taşımacılık, görüntü ve temizlik açısından büyük bir yatırım olduğu ortada fakat merkezdeki trafiğin bu kadar yoğun olmasını direk olarak etkiliyor. tabi tramvay projesinin 3-5 yıllık değil, en az 15 yıllık, birkaç etaptan oluşan ve devam etmesi gereken bir proje olduğunu da unutmamak gerek.

büyükerşen’in tüm bunları 10 yılda yaptığını, bu 10 yılın 7’sinde ise kendisine her konuda muhalefet bir iktidara karşı bir şehri bu kadar geliştirebildiğini göz önüne almak gerek. seçimi kazandığı takdirde yine her hizmeti engellenmeye çalışılacak fakat o yılmadan şehri 5 yılda en az 20 yıl daha ileriye götürecektir.

Etiketler: , , , , , , , , , , , , ,

12 Mar 09

özellikle p2p sistemiyle çalışan download programları açıkken (utorrent, bittorrent, vuze, emule…) internette rahatça dolaşamamak büyük bir sorun. cfosspeed kullanarak bu problemin büyük ölçüde önüne geçmek mümkün. bunun dışında, upload sırasında download hızının düşmesini engellemeye de yarıyor.

program kurulduktan sonra birkaç gün bağlantıyı inceliyor ve gerekli kalibrasyon işlemlerini yapıyor, bu süre içerisinde bağlantının biraz yavaşlaması normaldir. bağlantının download ve upload sınırını sonuna kadar kullanmak bu kalibrasyon sürecini minimuma indirmek için etkili bir yöntemdir. yani hızlı bir siteye (rapidshare, e-mail…vs.) 10 mb civarında dosya yüklemek ve hızlı bir siteden 10-15 mb boyutunda dosyalar indirmek bu süreci minimuma çekecektir.

programın birkaç küçük ayarı şu şekilde:
program yüklendikten sonra sağ altta cfosspeed logosu çıkacak, bu logoya sağ tıklayıp ayarlar > bağlantılar
kısmından kendi bağlantınız için en uygun olanı seçin. (muhtemelen bu kısımla uğraşmanıza gerek kalmayacaktır zaten.)

sonrasında ayarlar > ayarlar menüsünden birkaç ayar yapmak gerekiyor. bu menüdeki terciler sekmesinden bağlantınızın “sabit” veya “değişken” olduğunu belirtin.
protokoller sekmesindeki “dosya paylaşımı” kısmından bittorrent protokolünü “düşük”e getirin. (p2p programınıza göre bittorrent yerine kendinize uygun olanı seçmeniz gerekmektedir.)
programlar sekmesinden internet explorer, firefox (ya da kendi kullandığınız tarayıcıyı), msn messenger gibi öncelikli kullandığınız programların önceliğini en yükseğe getirin. (programlar listede yoksa kendiniz eklemelisiniz) yine buradaki dosya paylaşımı kısmından kullandığınız programın önceliğini kendinize göre ayarlayın. (düşük olması, internet performansınız açısından daha iyidir)

ben bilgisayar başında otururken dosya paylaşımlarını “düşük” seviyeye getiriyorum. bağlantıyı kullanmadığım zamanlarda da en yükseğe getiriyorum, siz de bu şekilde yapabilirsiniz.

Etiketler: , , , , , , , , , , , ,

08 Mar 09

her ne kadar firefox canımız ciğerimiz de desek bazı sitelerde sıçtığı da oluyor. sıçma durumlarında hemen internet explorer açıp o siteye yeniden giriyoruz. bunun önüne geçmek için ie tab eklentisini kurmak yeterli.

araçlar > eklentiler menüsünden ayarlarını yapabilirsiniz. genel ayarlar kısmındaki durum çubuğunda simge seçeneğini işaretlerseniz, durum çubuğunda simgesi de çıkacak. böylece sitelerde tek tıkla internet explorer ve firefox arasında geçiş yapabileceksiniz. bunun dışında, sekmeye sağ tıklayıp “sunuş motorunu değiştir” derseniz, kullanılan tarayıcı yine değişecektir.

Etiketler: , , ,

07 Mar 09

Son 10 yıldır üst üste el değiştiren ve çizgi değiştiren Sabah gazetesi, mevcut okuyucu kitlesini korumak ve daha geniş kitlelere ulaşabilmek amacıyla http://www.sabah.com.tr/video_detay,4722ce1c6302757278a2305db8bc02e5~1.html linkindeki gibi bir reklam filmi hazırlatmış. Bu filmi ilk izlediğimde bir seyirci olarak bende yaratan etki, merkeze oturmak isteyen bir siyasal partinin yerel seçim reklamı izlenimini verdi. Sonunda bir gazete reklamı olduğunu gördüğümde ise beklentilerin sukut-u hayale uğraması ve güven tazelemek için çırpınan bir üründen başka bir şey yoktu gözümde.
Önce Refah-Yol’cu, sonra 28 Şubatçı, ardından AnaSol’cu ve sonunda malumunuz bir çizgide emin adımlarla ilerleyen gazetenin hem kendisini hem de kadrosunu oturtması hem gazete okurları için hem de kendisi için yaşamsal olmaktadır. Aksi takdirde Sabah gazetesi, okurunun gözünde değerli bir marka iken alelade bir yayına dönüşüm yolunun son virajını kat ederek bir süre daha yaşamasını sürdürecektir. Temennim bu gazetenin ilk çıktığı dönemlerdeki marka değerini kazanarak toplum hayatına dönmesidir. Böylece hem patron bu yayından para kazanır, hem de toplum kendi ihtiyacı olan haber alma özgürlüğünü sağlıklı bir biçimde tatmin etmiş olur. Üstelik gerçekten iyi bir yayın, toplumun sesi olduğu gibi iktidara yol gösteren kılavuzluk işlevini de görebilir.
Reklamın yapımcısı ajansa gelince, ajansın kim olduğunu bilmiyorum fakat iyi bir iş yaptıklarını demek zor olacak. Tanıtmak istedikleri ürün bir siyasal parti yahut hareket değil merkeze hitap eden bir gazete olduğuna göre, HaberTurk gazetesinin reklamcılarından biraz ders almaları gerekiyor. Her ne kadar süslü olursa olsun reklamların hitap ettiği kitleye o ürünü açıklayıcı, yansıtıcı, algılatıcı içerikte tanıtımlar yapılması gerekir.

Etiketler: , , , , , , , , , , ,

01 Mar 09

Dünyevi işlerimden bahsederken kendime yani hayatıma yeni bir renk aradığımdan dem vuruyordum geçen günlerde buralarda. Kaldığım yerden devam edeyim…

Malum dünyevi işler insanı eninde sonunda bunaltabiliyor, rutin gelebiliyor, vs… Geçenlerde D&R’da dolanırken indirimli vcd filmler kısmında yazıya ismini verdiğim İspanyol yapımı filmi gördüm. Filmin özü, hayatın rengini nasıl değiştirebileceğimize dairdi. Bunun üstüne kafa yorarken, etrafımda birkaç çiftin ayrılık haberleri çıkageldi. Doğal olarak zil takıp oynacak halim yoktu, içim burkuldu. Taraflardan biri bir şeyleri kafasında zaten bitirmiş olduğundan genelde yolunda tam gaz devam eder, diğeri ise ayrılmanın verdiği şaşkınlıkla sendeler durur. O sendelemeyi yaşayanlara önerim şudur: Hazır elinize bir fırsat geçmişken onu değerlendirin, hayatınızda değişiklik yapabileceğiniz her şeyi evet her şeyi değiştirin. Neden olmasın? Belki aradığınız bu değişikliğin ardındadır? Hmm benim açımdan değişiklikler nasıl meydana geldi derseniz, değer verdiğim ve en az 2 yıldan fazla zamandır tanıdığım dostlara, arkadaşlara, tanıdıklara daha düşkün olur oldum. En azından mesaj atıyorum haftada bir. Nasıl olduğunu anlamadım ama hayatıma böyle bir değişiklik getirdim, halhatırsormacılık diyebiliriz bunun adına. Başka değişiklik derseniz kafamda birsürü şey var da neler yaşar neler yaşamaz bilemem. Onu zaman gösterecek.

Üçüncü yazı ne zaman gelir bilemem, ruh halime göre değişir… O nedenle şimdilik başka konularda en yakın zamanda yine 51promil.net te görüşmek üzere…

Etiketler: , , , , , ,