Uzun bir aradan sonra tekrar merhaba… :) Bu sefer günlük tarzı bir yazı ile buradayım. Saçmalama hakkımın kutsallığından da istifade ederek sözlerime başlamayı bir borç bilirim kendime.
Malumdur Şubat ayı, pek çok üniversitemiz gibi benimki için de kayıt dönemi idi. Geçen hafta kaydımı yaptırırken danışmanımın değiştiğini öğrendim. Yeni danışmanım, orta yaşlı ve etliye sütlüye karışmayan, üstelik entelektüel anlamda kemale ermeye son sürat ilerleyen bir beyfendi. Kendileri iyi hoş ve dünyevi şeylerden arınmış biri. Ha arada argo kelime kullanır ama küfür denir mi tartışılır. Ders kaydı yaptırırken hangi dersi neden seçtiğimi, mensup olduğum lisans programıyla ilgili problemim olup olmadığını, vs… hiç sormadı da sorgulamadı da. Kaydımı yaptıktan sonra iyi temennilerinde bulundu ve iki gün sonra bir dersime hoca olarak katıldı. İkinci sınıfların, neden üstten ders aldığını ve bunun boş iş olduğunu, gençliğimizi yaşamamızı falan söyledi durdu. Kendileri ilk dönem de başka bir derste hoca olarak karşımdaydı zaten, üslubuna alışıktım fakat kendisinin yaşadığımız dünyadan bu kadar soyutlaştığını görmek tuhaf gelir oldu. İşin garibi kendisiyle konuştukça kendimin de gittikçe ona benzeyerek dünyadaki pek çok şeyi dünyevi olarak görmeye başlamamdı. Sonum onun gibi mi olacaktı yoksa? :D Hmm orasını bilemem ama hakikaten yok kayıttı, yok ders notuydu, yok bürokrasiydi, yok şuydu yok buydu hepsi ne kadar dünyeviydi yahu. Sanırım hayatımın rengini değiştirme vakti de gelmişti. Ne yapsam?
Onu da bir dahaki yazıya bırakıyorum… Başlığı bile hazır. :)
Bunları da sevebilirsiniz:
Etiketler: üniversite, dünyevi, kayıt


28 Şubat 2009 saat 22:57
Abi boş işler bunlar sen bırak okulu biz senle bir sanat müziği korosu neyin kuralım.
1 Mart 2009 saat 1:07
Ehehe onu da yaparız ama önce halletmem gereken işler var. :D Mesela fakülteyi bitirip hakkı yenen insanlara yalnız olmadıklarını hissettirmek gibi. 8)