26 Ara 07

Bu gün okulda ölüm orucuna girmeye karar verdim.Sebepsizdi aslında.Birden esti.”bi süre bişeyler yemiyim lan acaba nolcak?” dedim.Zaman zaman böyle şeyler yapıyorum. Ve gerçekten akşama kadar bişeyler yemedim.Lagara lugara çay sigara takıldım.Tabi akşam eve gelice karnımın açlığına daha fazla dayanamadım.Ama annemle kavga ettiğim için ergen tribi atıp odama kapandım.Bir süre sonra annem “ben dışarı çıkıyorum, filizle buluşucam, birkaç saat sonra gelirim.” dedi.O zaman bende kendi yemeğimi kendim yaparım dedim içimden.
Annem evden çıkmıştı.Bende mutfağa yöneldim.Dolapta pek tekin görünmeyen bir miktar kaşar ve üç yumurta vardı.Yumurtaları ve pek tekin görünmeyen kaşarı aldım ve ocağın yanına koydum.Bir de margarin çıkardım.Sosis kokan dibinde yağ tabakası oluşmuş tavaya margarini sürdüm ve ocağı yaktım.Bu sırada kaşarı dilimliyordum ince ince.O anda sigara içme isteği oluştu içimde.Ani bir hareketle ocağı kapattım.Üstüme stewie li şeyimi geçirip dışarı çıktım.Konuşma özürlü bakkala gittim.Bakkalın kapısı kitliydi ama içerde ışık vardı.Tam başka bir bakkala yönelicekken konuşma özürlü bakkal “geliyorum” benzeri sesler çıkararak karanlıktan peydahlanırverdi.Kapıyı açtı ve içeri girdi.Acaba ne yapmaya gitmişti o adam ? O an götüm donduğu için bunun üzerimde fazla durmadım.Cebimden buruşmuş bir kağıt 5 milyon çıkartıp adam uzatarak “kısa viceroy” dedim.Adam ustaca bir hareketle arkasındaki raftan malboronun yanında duran viceroy pakedini bana uzattı,diğer eliylede parayı aldı.Bu işi çok ustaca yapıyordu, bir an bakkal “yıllardır yapıyorum!” diycek sandım hatta .Daha sonra bana para üstü olan 2 milyon 250 bin i uzatarak “5 milyon” dedi.Ben avcumu açtım ve adamın paraları elime bırakmasına izin verdim.Ama paralardan biri yuvarlanarak yere düştü.Eğilip onu aldım.”İyi akşamlar” diyerek ordan çıktım.Konuşma özürlü bakkalın arkadan “iyi akşamlar” a benzer bir ses çıkardığını duydum kapı kapanırken.
Eve gelince küllüğümü aldım ve mutfağın yolunu tuttum.Sigaramı tellendirerek yumurtamı yaptım.Sonra yedim.Yedikten sonra salona geçip bir sigara daha tellendirdim. O sırada annemin eski okul yıllığı gözüme çarptı. Karıştırmaya başladım.Yıllığın en başında saygıdeğer cumhurbaşkanlarımızdan Kenan Evren’in resmi vardı.O an ” annem ne kadar da yaşlıymış lan ” diye düşündüm.Karıştırdıkça garip kabarık saçlı kızlar ve amele bıyıklı oğlanların arasından bi kişi ilgimi çekti.Günümüz şartlarında da güzel sayılabilcek bir kız olan Tülin.Kızın resminin yanında şöyle yazıyodu ;” sınıfımızın güzide öğrencilerinden Tülin sabah sınıfa girer girmez ot istiyorum! diye bağırır” .Durdum , sustum ama gülümsemedim.Yıllığı kapatıp uzaklaştım.

Etiketler: , , , , ,

09 Ara 07

Başlığı da siz düşünün… :)

Saat 4:22'de zizastorm tarafından yazılmış
Fikrim Geldi Yorumlar kapalı

Adam fısıldadı :
“ Tanrım konuş benimle. ”
Ve bir kuş cıvıldadı ağaçta.
Ama adam duymadı.

Sonra adam bağırdı :
“ Tanrım konuş benimle ! ”
Ve gökyüzünde bir şimşek çaktı.
Ama adam dinlemedi onu.

Adam etrafına bakındı ve
“ Tanrım seni görmeme izin ver ” dedi.
Ve bir yıldız parıldadı gökyüzünde.
Ama adam farkına varmadı.

Ve adam bağırdı,
“ Tanrım bana bir mucize göster ! ”
Ve bir bebek doğdu bir yerlerde.
Ama adam bunu bilemedi.

Sonra adam çaresizlik içinde sızlandı,
“ Dokun bana Tanrım ve burada olduğunu
anlamamı sağla ! ”
Bunun üzerine Tanrı aşağı doğru süzüldü
Ve adama dokundu.

Ama adam kelebeği elinin tersiyle uzaklaştırdı…
Ve yürüyüp gitti.

Hoş bir yazı olduğu belli bunun. Neyse, bugünlerde ‘mutlu olmak’ ile kafayı bozdum. İnsanların her zaman akıllarına gelmeyen bir şey. Ama onun için yapamayacakları şey, ödemeyecekleri bedel yok. Para içinde yüzen insanlar, daha doğrusu o parayı emek harcamadan kazananlar, paralarıyla ne yapacaklarını bilemezler. Gece kulüplerinde tabak kırarak, ceket yakarak eğlendiklerini sananlar, göbek dansçılarının koyunlarına dolarları tıkıştıranlar, orta yere para saçanlar, düğünlerde, partilerde kompleksini tatmin edecek şekilde şampanya patlatanlar, aslında mutluluğun ne olduğunu bilmeyenlerdir.

Baba giriş yapar: “Para mutluluk getirmez, ama parasız da mutluluk olmaz!” :) Heyt..

Her neyse hayat dedikleri bu olsa gerek… Baba, n’apıcaz mutlu olmak için?

Cevabını ben de bilemiyordum. Ta ki geçenlerde sıradan bir Şarlo güldürüsü izleyene kadar. Charlie Chaplin, filmin bir sahnesinde, ormanlık ve karlı bir yerde; çevresinde kan gövdeyi götürüyorken; bombalar, tüfekler ateş saçıyorken, bir elinde tüfeği, saf saf sağına soluna bakınıyor, gözü biraz ilerde karlar arasında yeni açmış bir kardelen çiçeğine ilişiyor. Tüfeğini bir yana bırakarak eğilip, çiçeği kopararak yakasına iliştiriyor. Her şeye karşın mutlu olduğu belli. Bir süre düşündüm o sahne hakkında. Şarlo’nun ne demek istediğini biraz geç anlayabildim… Mutluluk neredeydi, savaş meydanı nerede?.. Her şey bir yana herhalde mutluluğu bulmak o kadar da zor bir şey değil.. Kasmaya gerek yok gibi… Hem kassan ne fark eder ki?

Etiketler: , , , , ,

09 Ara 07

YaLnız ya$amanın bir hanede yalnız ya$amak değil de, bir de hayatın tam içinde yalnız ya$amak modeli vardır. Bazı insanlar doğu$tan bu $ekilde ya$amaya mahkumdurlar sanki. kalabalığın içinde bile yalnız olamaz bu tipler. Hep yalnızlığın içindeki en yalnız ki$ilerdir; en iyi dostları da yalnızlıktır. Yanlarında bir dost, sevgili olsun istemezler mi? İsterler. Hem de en çok onlar isterler. Birisi olsun, gülüversin $öyle, içleri ısınsın isterler. Bir omuz bulup ba$larını yaslamak isterler. Gözlerini kapayıp, birisinin dizinde uyumak isterler ve büyük ihtimalle, bu bir türlü içi doldurulamayan manevi istekler yüzünden hep yanlı$ ki$ilere güvenip, yanlı$ ki$ilerin pe$inde ko$arlar. en güvenilmemesi gereken kimse onu bulup, ona güvenir, tek ki$ilik hayatında bir ki$iye daha yer açmak için iyice kö$eye sıkı$ırlar. Ne uğruna? Belki o yalnızlık efsunu gün olur yakasını bırakır diye. Olur mu? Olmaz. Tam her$eyi kabullenmi$, hayatında yeni ki$ilere yer açmı$ ve yeni misafirlerine en sıcak kar$ılamayı yapmak için hazırlanırlarken, “güvenilmemesi gerekenler” son vuru$larını yapıp giderler. Çünkü onların haberi yoktur bir yalnız nasıl sever, nasıl açtır sevgiye, nasıl sadece tek bir tebessüm beklerler. Çünkü onlar hiç yalnız kalmamı$tır büyük ihtimalle. hep birileri olmu$tur onların elini tutup, fiziksel ihtiyaçlarını giderecek. Hep günü birliktir ili$kileri; karanlık ve sessiz bir odada oturup hiç dinlememi$tirlerdir kendilerini. O yüzden bizim yalnızın sadakatine, sıcaklığına, insanlara kar$ı duyduğu heyecana alı$ık değildirler, garipserler hatta onları ve kendilerini hep rahatsız ederler ilk ba$ta ilgilerini çeken bu yalnız ve garip dünyada; ve onlar kendi kalabaklarına doğru ilerlerler.
Bizim yalnız da, boynunda yalnızlık muskasıyla zar zor yarattığı 2 ki$ilik dünyanın tekrar tek ki$iliğe dönü$mesine öylece bakakalır. “Tamam,” der, “eyvallah.” Ama aslında , zaten bütün hayatı boyunca sil ba$tan yapmı$ olmanın verdiği yorgunlukla tekrar silerler bir çok $eyi ve tekrar ba$larlar bir çok $eye. Onlar sevgililerin el ele tutu$tuğu sahilde yalnız ba$larına dola$maya, çiftlerin otobüs beklediği duraklarda tek ba$ına oturmaya mahkumdurlar ve bir türlü özlemini çektikleri a$kı , sevgiyi ya$ayamazlar. İ$lerini yalnız görürler, ak$am yemeklerine ya yalnız ya da arkada$larıyla çıkarlar. Hayatları yalnızlık üzerine kuruludur onların. Ta ki yeni bir “güven haketmeyen ki$i” gelip, onları tekrar heyecanlandırana, sonra da çekip gidene kadar. Evet, hayatın tam içinde yalnız kalmak da böyle bir$ey…

*ELanor
o5.12.2007

Etiketler: , , , ,

04 Ara 07

Yarın bir arkadaşımın doğum günü ve bugün kendisine aldığım hediyeye paket yaptım. Hatta kırmızı kartondan bir kutu demeliyiz buna (: Hediye paketlerken yüzümde oluşan gülümsemenin ardından mutlu bir hale bürünüyorum her defasında. Sevimli hediyecik ve onun paketiyle ilgilendiğim her an mutluluğum sürüyor ilginç bir şekilde. Bu Allah’ım ne alacağım acaba stresinden kurtulmuş olmakla hediye aldığım kişiyi de mutlu edecek olma beklentisinin bileşiminden kaynaklanıyor olsa gerek. Böyle bir beklentim var evet. Bencilce sadece kendimi eğlendirmiyorum hediyeyle, ona emek veriyorum ve resmen seviyorum onu. Böylece hediye yoluyla sevgimi de paylaşmış oluyorum. Belki de sevgisini sözcüklerle kolayca ifade edemeyen bir insanın paylaşım yoludur bu, bilmiyorum. Tek bildiğim benim hediyeyi seçerken, paketlerken ve bunları yaptığım süre boyunca gülümserken, hediyeyi vereceğim kişinin de mutlu olmasını istediğim. Böylelikle mutluluk büyüyecek hayallerime göre. Bu kadar ufak şeylerle nasıl mutlu oluyorum bilmiyorum. Aslında şikayetçi de değilim. Hayallerim yarım kalsa bile ben mutlu olmayı biliyorum ya sanırım önemli olan bu (:

Baktım da hediyem o kadar da süper görünmüyor. Ama eminim verdiğim emek boşa çıkmayacaktır. (: Bunları neden mi yazıyorum? Sadece paylaşmak için işte. Sadece şu an mutlu olduğum için. Bi’ kalıp çikolata bitirmiş olmamın da etkisi olabilir mi? Bilmem, onu da bilmiyorum.

Etiketler: , ,