bekaret bozulmasin diye anal seks yapmak – ek$i sözlük askerlikte ilk gece – ek$i sözlük
27 May 07

http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?id=10709597

— spoiler —
izleyen herkesin kendinden bir şeyler bulduğu ve çoğu insanın gözyaşlarını en iyi ihtimalle içine akıtmasına neden olan filmdir.

aslında bu filmi bu kadar dokunaklı, bu kadar çekici yapan şey insana dair unsurların çok güzel işlenmiş olmasıdır. bağcıklı botların bir gece ansızın milletin karşısına dikildiği dönemlerde başlayan filmimizin daha ilk dakikalarında birçok insan içinde coşan duygular nedeniyle anlamsız bir boşluğa sürükleniyor. tabi bazılarımızın o yılarda garip bir şekilde ortadan kaybolan yakınlarını, geçirdikleri zor günleri de hatırlamaması imkansız bu sayede.

hasta gazeteci sadık, deli dumrul baba, ne şiş yansın ne kebap modunda bir anne, evlere şenlik bir teyze, içinden komiklik fışkıran bir abi ve bir sürü çelik- çocuk… hepsi ayrı bir güzeldi, ayrı bir renk kattılar bu filme.

sadık karakterinin daha oğlunun doğumunda kaybettiği karısı ve beraberinde yaşadığı sıkıntılar sonrasında ortaya çıkan hastalığı değil ama minik adam deniz’in yalnız kalacak olması korkusundandır ki doğduğu, büyüdüğü yere ve yıllardır görüşmediği babasının evine dönmesi ile içimde garip bir ürperti hissettim…

öyle ki aynı şehirde oturduğumuz halde hiçbir neden yokken ayrı evlerde yaşadığım babam, en delicesine sevdiğim dönemde kaybettiğim sevgilim, yaşadıklarıma kızarak yaptığım evliliğim, eski karım, daha on beş günlükken ayrı kaldığım oğlum… hepsi film boyunca birer birer canlandılar gözümde…

sadık’ın babasıyla yüzleştiği sahnede, babamla en son ciddi görüşmemizi düşündüm bir an. ayakta duramayacak kadar sarhoş olduğum halde, babama bir şeyler izah etmeye çalışırken nasıl da bir anda kan kustuğumu, ardından günlerce “-oğlum, yavrum.” diyerek başımdan ayrılmadıklarını hatırladım.

her defasında haklı olan, çocukluğuma dair hiçbir hatıramda yer almayan babam ve yanımıza döndükten sonra da yıllarca hastanelerde onun hastalıkları ile uğraşmamız nasıl biriktiyse içimde en küçük detayına kadar hatırladım birçok şeyi.

tüm bu çekilmezliklerine rağmen birbirimize karşı derin bir sevgi beslediğimiz babamla, hiçbir zaman bunu itiraf edemedik yüzümüze… acaba dedim birimizin ölmesi mi gerekir bunu söylemek için, yürekten, kalpten söylemek için?…

sadık’ın öldüğü gün çetin tekindor ustanın ağıdı ise bence filmdeki en baba sahnelerden birisidir ki.. söker, atar insanın yüreğini… gömleğini parçalayıp, “-ben ettim, ben ettim” deyişini hatırlarım.. acaba benimki de böyle mi yapardı, o hastaneden tabutla çıksaydım diye sordum kendi kendime.

babasız kalan deniz’in moralini biraz düzeltmek için ailenin yaptığı her türlü şaklabanlıklarda oğlumu hatırladım. o da benden ayrı, o da beni herkesten çok sevdiğini söyler… acaba dünyanın en yakışıklı erkeginede böyle şeyler yaptıkların da beni hiç hatırlar mı dedim kendi kendime…

zorla istemeye, istemeye götürüldüğüm bu filmde inatla ağlamamaya şartlanmama rağmen, gözlerime dolan yaşı en çok hissettiğim sahne ise okulun ilk günü herkesten kaçıp; deniz’in, “-ben babamı özledim.” dediği sahnedir.

şöyle bir toparlamak gerekirse, egenin deli insanlarına, insanca acılara, hayata, sana, bana, bize dair bir filmdir…

bana göre, emeği geçen herkesi ayakta alkışlamak gerekir…
— spoiler —
(allan quatermain, 29.03.2007 19:10)

Bunları da sevebilirsiniz:

Etiketler: , , , , , , , , , , ,

Yorum yaz

Aşağıdaki formu doldurarak misafir olarak da yorum yazabilirsiniz fakat üye olmanızı tavsiye ediyoruz.

Misafirler için yorum yazma paneli: