19 May 07

bir şişe yalnızlığa özlem duymuşuz.. sevmişiz. çok değil bir kaç kere.. güvenmişiz somut karakterlere.. her seferinde acımış ruhumuz sevmekten soğumuşuz, sevilmekten..

kendimize bir kulübe bulup, bir şişe yalnızlığı yanımıza almışız.. gelmemek üzere bir daha kapatmışız kendimizi artık ayrılmaya karar vermişiz bu dünyadan.. bir şişe yalnızlıkta boğularak sona ulaşmayı seçmişiz.. tam yapacakken bir tıkırtı çekmiş bizi o kulübeden ..bir daha ayrılamayacağımız dostlarımız olmuş ne kadar acıdıysa da ruhumuz, kokuşmaktan kurtulmuşuz her seferinde dostlarımız sayesinde hem de..

güzel sözleriyle yıkamışlar her seferinde bir gün onlar gitmiş, biz bitmişiz..hayat dediğimiz hikaye sona ermiş ve dünya öylece umarsızca dönerek kim bilir kaç nesil daha tüketmiş!

Etiketler: , , , ,

13 May 07

Bukalemun

Saat 16:18'de bigoudi tarafından yazılmış

Günlük eğer bir insanı gerçekten tanımak istediğini düşünüyorsan kendisiyle aynı evde yaşamalıymışsın; ama dersen ki ben tanıdığım kadarıyla mutluyum, dahasına gerek yok, o zaman sakın aynı evde yaşamaya kalkma. O pek iyi anlaşılabileceğini düşündüğün insan tanınmaz hale gelebilir de hayallerin yıkılır Allah muhafaza. İletişim kurma çabaları sonuçsuz kalınca kaçacak yer arar insan. Hele ki bu iki kişi aynı evde yaşamayı ortaklaşa bir kararla seçmemişse iletişim miletişim hak getire. Çözüme ulaşamayınca yapılabilecek tek şey kalır: Kaçış. Nasıl kaçar insan? Kulağına kulaklıkları takıp müzik dinler, bir şeyler okur, evden uzaklaşmak için gezer; ama bu biraz masraflı bir kaçıştır. En bağlayıcı kaçış internettir. Öyle bir kaçılır ki gerçek dünyadan, orda yaşadığınızı sanır ama en başta kendinizi kandırırsınız. Kaçmak zorunda olmadan olduğu gibi kabul görmek ister insan artık, ama nafile. Hep bir şikayet gelir. Şikayet kutusudur kişi adeta. Zaten herkesin gönlü olsun diye çabalamak insan doğasına aykırı biliyor musun günlük? Bencil olmak lazım. Karşındakini üzerim diye düşünmemeli bazen, kendi mutluluğunu düşünmeli. Bencillik tavan yapmalı. Oh mis. Hayat bayram olur. Bukalemun olmanın ne lüzumu var.

İnsan bukalemun olmaya çabaladığı zamanlarda ilahi bir güç sayesinde uyumlu oluverir çevreye bazen. Der ki tamam artık büyüyorum galiba. Ama hayır daha yeni başlıyoruzdur. Sonra bir an gelecek insan bukalemun olmaya çalışmaktan sıkılıp isyan edecektir. Bu isyanlara ergin bukalemunlar ergenlik problemleri der. İnsanlıkla bukalemunluk arasında gidip gelen saçma canlı kazık kadar olduğunu düşünmektedir halbuki. İnsanımsı böylece bu düşüncenin sadece ağızla gülünecek olmaktan öte olduğunu öğrenmiş olur üzülerek. Kaçacak yeri de kalmayınca köşesine çekilir. Soyutlar da soyutlar kendini. Zihnen kaçabiliyordur halen ne de olsa. Ama beden isyan eder bu kez. Ben de varım burada bre densiz der. Ellerde ekzamalar falan çıkar, ruh bedenin farkına varsın diye. Geçerken cildi yaşlandıran bu ekzamalarla beden ne demeye çalışmaktadır? Yoruyorsun beni, kendine gel, mutlu ol? Bunu ruh da ister ama o kabul görmemiş bir şikayet kutusudur o, kendi kendinden bile sıkılmış olan. Ne yapmalıdır, bilememektedir. Bedeni de alıp yeniden kaçma planları yapmaktan başka çözüm gelmez aklına.

bigoudi

Etiketler: , , , , , ,