Sen Yoksun Rezillik
19 Mar 07

Sabah uyandığında bir apartmanın bodrum katındaki öğrenci evinde buldu kendini. Üsküdar’daydı,eski İstanbul’da. Üç kişilik bir omlet hazırlayıp yedikten sonra hepsi de okulun yolunu tuttu. Üsküdar-Kadıköy dolmuşu sağolsun yetiştirdi okula. Pazartesi sendromundaki 4 öğrenci işleri memurundan birisi ile sabah sabah muhatap olmak hoşuna gitmese de mecbur kaldı,ne de olsa kaydını yenileyecekti,hakkını kaybetmemesi gerekiyordu. :P Şansına eski bir tanıdıkla sabah omletleri üzerine bir muhabbet etti. Evden birlikte ayrıldıklarıyla kampüste buluşmasına dakikalar varken o eski panjurlu binayı yeniden keşfe çıktı. Çimlere basarak yürümenin verdiği rahatlamayı,terasa çıkmanın verdiği zevki,az karbonhidratlı eczacılık fakültesi çayı ile yine eskisi gibi muhabbetteydi milletle. Dakikalar ilerledikçe sayıları arttı,arttı ve sonunda bahçeye yayılmayu tercih ettiler. Yalancı bahar,küçük ama mutlu edici eğlencelerine eşlik ederken vakit geldi,tren kalkıyordu “kaçak”ın kaçtığı yere. :) Vagona bindiğinde diğerleri istasyonun soğuk ve iğrenç yer döşemelerine basarak ayakta durmaya çalışmakla meşguldü. Sabah beraber uyandığı,beraber çay içtikleri artık geride kalıyordu. Ekspres,şefin komutuyla hareket etti ve saatler süren yoluna başladı. Gün battığında evine vardı “kaçak”,siyah 27 no’lu otobüs,evinin üst caddesine kadar getirdi. Çantasını her akşamki gibi odasındaki koltuğun yanına koydu,yemeğini yedi ve Pc başında stres atmaya geçerken bu satırları yazmakla meşgul oldu. Büyülü fener,başladığı gibi sona ermişti. Bu fenerin Pazartesi’sinde ona eşlik eden herkese kucak dolusu teşekkürler eder. :)

Bunları da sevebilirsiniz:

Etiketler: , , , , , , , , , , ,

Yorum yaz

Aşağıdaki formu doldurarak misafir olarak da yorum yazabilirsiniz fakat üye olmanızı tavsiye ediyoruz.

Misafirler için yorum yazma paneli: