Süleymancığın cazibesi Başlık bulamadım. Arkadaşlar filan işte..
04 Mar 07

Belki ilk trafik kazamı yapmış olmam (büyük bir şey değil) belki de bir gün içinde bir çok şey yapmış olmamdan dolayı yazma gereği duydum 2 gün önce neler yaptığımı.

Sabah erken kalkılır ve Anadolu Üniversitesi’ne doğru yola çıkılır. Tramvaydan inince cüzdandaki Osmangazi Üniversitesi kimliği yerini Anadolu Üniversitesi kimliğine bırakır, kapıdan girilir ve sevgiliyle buluşulur. Bir süre yürüdükten sonra hem biraz oturmak hem de bir şeyler yemek için Pino’ya gidilir. Orada zaman geçirildikten sonra Migros’tan kek, süt ve Penguen alınarak Eğitim Fakültesi’nin karşısındaki çimlere oturulur. Bir kaç saatin çok kısa bir zaman zarfı içerisinde geçip gitmesinin ardından saat 14.00 olmuştur ve sevgili, arkadaşına, derse girmeyeceğini, ders arasında haber vermesi gerektiğini söyleyen bir mesaj atar. 14.45 civarında telefon çalar, ders arasıdır. 15.00 civarı sevgili dersliğin önüne zor da olsa bırakılır ve evin yolu tutulur.

3 saat kadar evde oturulduktan sonra ailenin 4. kişisi olan Kutlu dışarıya çağırır ve dışarıya çıkılır. Önce bir şeyler yenir ve ardından artık hiç de yabancı olunmayan mekanımız olan Hera’ya gidilip nargile içilir, tavla oynanır ve Kutlu kişisi yine kaybeder. Bir süre orada oturulduktan sonra kalkılır ve “babamı arayayım da arabanın işi yoksa anahtarları alayım, biraz gezer tozarız” diye düşünülür. Araba alınır ve önce kampüse gidilip orada dolaşılır. Sonra bir şeyler almak için Kutlu’nun evine gidilir, bu sırada Kutlu, arabanın aynasının yeşil olduğunu farketmemiştir ve arkadaki yeşil farlı araba bizi takip ediyor diyip durur. :) Evden, İzmir’den el yapımı zeytinyağı (bana verilmek üzere), kuruyemiş ve Ice Tea alınıp tekrar çıkılır. Bir süre gezilip 1-2 araba takip edildikten sonra kaybolunduğu farkedilir, şans eseri yoldan geçen belediye otobüsü takip edilip doğru yol bulunur. Daha sonra başka bir arkadaşın evine gidilir ve o da yeni saç yıkamış olduğu için havluyla evden çıkarılır. Kısa bir turun ardından diğer 2 arkadaşın yurduna gidilir ve onlar da yurttan alınarak gezmeye başlanır. Abur cubur bir şeyler alınır, bu sırada sevgilinin evine gidilir, zile bakılıp geri dönülür. :P Saat 00.30 – 01.00 civarında yemek yemek için bir caddeye girilir, bu sırada arabadaki diğer 4 kişi o caddenin trafiğe kapalı olduğunu söylerler. 1-2 dakikalık trafiğe açık/kapalı tartışmasının ardından karşı taraftaki polis arabasından bir anons yapıldığı duyulur ve sirenleri açarak hızlandığı görülür. (Anonsun ne olduğu anlaşılamaz.) O anki panik halinde oraya giriş olmadığı düşünülür ve geri gitmeye karar verilir, arabadaki diğer 4 kişinin yol tarifiyle geri gidilir, sola dön komutuyla sola dönülür ve elektrik ya da telefondan hangisi olduğu bilinmeyen kutulardan birine çarpılır. Tekrar ileri-geri gitme aşamasının ardından girilen yolun doğru bir yol olduğu anlaşılır ve o yoldan gitmeye devam edilir. Bir tur atıldıktan sonra başka bir yola girilir ve müsait bir yere park edilir. Arabadaki hasara bakılır, kutunun boya izi ve 2 göçük bulunmaktadır. Yemek yemeğe gidilir, yemek yenilir, kazanın ardından bünye pek yemek yiyemez. Daha sonra Kutlu’dan sonra, yurttakilerden önce alınan arkadaş evine bırakılır, bu sırada boya izi çıkar mı ki diye ıslak bezle biraz uğraşılır, fazla çıkmaz ama izin fazla önemli olmadığı anlaşılır. Yurtta kalan 2 arkadaş ve Kutlu, Kutlu’nun evine bırakılır. Daha sonra zeytinyağıyla birlikte eve dönülür. Araba parkedildikten sonra eve yürürken zeytinyağının bulunduğu poşetin altı yırtılır ve zeytinyağı yeri boylar, cam bir şeyin içinde olduğu için küfredilerek, elde bir poşetle birlikte eve dönülür. Yarım saat kadar oturulup, 02.30 civarı, ertesi gün ev ahalisine kazayı nasıl söyleyeceğini düşünerek yatılır.

Bunları da sevebilirsiniz:

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , ,

2 yorum yazılmış

  1. Ariesman demiş ki:

    Hayat her daim sürprizlerle dolu ["ne mutlu ki" mi desem,"maalesef" mi desem yoksa başka bir şey mi bilemiyorum=P o yüzden cümlemi bitirmemeye karar verdim. :) ]… Çok şükür seni ve arkadaşlarını sevdiklerine bağışlayacak kadar da lütufkâr (nerden buldum bu sözcüğü anlamadım :S ). Bir cuma gününü hepimiz için kabusa çevirmeyen Tanrı’ya şahsım adıma teşekkür etmeyi borç görüyorum. Çünkü bardağın boş tarafına katlanmayı kaldırabilir miydim bilmiyorum.=/ Teşekkürler Tanrı’m.=)

    Sanırım sevdiğim bir insanı yakın zamanda kaybetmenin ardından girdiğim ve sıyrılmaya çalıştığım ruh halinin etkisiyle bunları düşünüyor,endişeleniyor,etkileniyorum. :S Bahara başlamadan ben kendi baharıma kaldığım yerden devam edeceğim,sizinle birlikte sizin sayenizde…=D

    Kucak dolusu sevgilerle kalın,sakın geç kalmayın güzellikler ve dostluklar için. ;)

  2. Elminster demiş ki:

    Hani Cuma’ya gitmemişsiniz??

Yorum yaz

Aşağıdaki formu doldurarak misafir olarak da yorum yazabilirsiniz fakat üye olmanızı tavsiye ediyoruz.

Misafirler için yorum yazma paneli: