07 Kas 06

“Hani herkes arkadaş
Hani oyunlar sürerken
Hani çerçeveler boş
Hani körkütük sarhoş gençliğimizden
Hani şarkılar bizi henüz bu kadar incitmezken
Eskidendi, eskidendi, çok eskiden…”

Sahiden bu kadar eskide mi kaldı şarkılara bile konu olan arkadaşlıklar, sevgiler?.. Sözcüklere sığıyorsa hala ve duyduğumuzda içimize hüznün hücum ettiğini hissedebiliyorsak yine de sevebiliyoruz demektir.. Peki ya bu içten içe farkında olduğumuz ancak her türlü bahaneye rağmen bir parçası olmaktan kurtulamadığımız bu gerçeği değiştirmek için bir şeyler yapıyor muyuz dostluklarımız uğruna? Hayatın akışına kapılıp gidenlerden miyiz, yoksa o akışta bir kaç dala tutunmayı başarıp ‘o anları’ sindirerek yaşayabilenlerden mi? “Olmasın hiç o ta içten gülen gözlerde yaş,birgün gelip ayrılsak bile seninle arkadaş..” dizlerini kaçımız içinden gelen gelen söyledi birilerine, utanıp sıkılmadan? Aklınıza geldiğinde, özlemden burnunuzun direğinin sızladığı; telefonun bile yetmediği o ağlamaklı konuşmalarda ona sarılıp sıcaklığına doymak istediğiniz oldu mu hiç? Herkesin birbirini sırtından bıçakladığı bu yalancı günlerde sırtını bir dosta yaslayabilmenin tadı hayatta başka birşeyde olabilir mi? Öyle güzeldirki hiçbir gocunma hissetmeden, karşılık beklemenin aklının ucundan bile geçmeden birilerini sevebilmek ve sonsuza kadar sürmesi bu sevginin.. Boya kalemlerimizle elele tutuşturduğumuz çöpten arkadaşlıkların ardından ilerleyen yıllarda dostluğun ışıldadığı o gözlerde hiç bir şeyin zarar veremeyeceği sevginizi düşünmek.. Onun çikolatasından ısırdığın bir parçanın tadının başka hiçbir şeyde olmaması, son kontürünü ona harcayabilmek, postacıların bile tedavülden kalktığı günlerde dostuluk satırlarının mektuplarda hayat bulması.. Onun yatağına huzulu yatamadığını bildiğin halde uyuyabilir misiniz, dar gelmez mi dışına taşıp da dostunuzun sızısını dindirebilme isteğiyle yandığınız o oda? Ayrı ayrı şehirlerde de olsa aynı anda birbirini anımsayabilen iki insan aynı gökyüzüne baktıkça sahiden birbirinden uzak sayılabilir mi? Kilometreler midir aslında aradaki mesafeyi belirleyen; yoksa iki kalp arasında ki uzaklık mı? “Dost; hiç haber alamasan, hiç görmesen, ne yaptığını bilmesen de adını duyduğunda içine sevginin hücum ettiğini fark edip ‘ben bu insanı özlüyorum’ diyebildiğindir..

Çocuklar büyüdüğünde masallar da gerçekliğini yitirir belki ama bizler çocuk kalmayı ve dostlarımızı masalların o sihirli dünyasında yaşatabilmeyi başardığımız sürece mutlu olacağız.. Öyleyse tüm dostluklarımın şerefine!

Etiketler: , , , , , , , ,