mazeretim var, asabiyim ben Bir Aşk Hikayesi
21 Eki 06

İstanbul

Saat 2:02'de bigoudi tarafından yazılmış

İstanbul’da yaşamaya alışanları başka bir şehrin kesmeyeceğine inanıyorum ben de. sadece ziyaret edilecek bir şehir olarak görmek de başka bir şehirden gelindiği için yapılmış bir yorum doğal olarak. =) her ne kadar çok içinde olmasan da nasıldır bilinmez özletir bu şehir kendini. kendine özgü bir temposu vardır, ne kadar içindeyken bunalsan da, trafiği delirtse de, insanlar insanlıktan çıksa da… bir tür bağımlılık sanırım. ya da şehir tarafından işkence görmeye alışmış bünyelere rahat batıyor başka bi yere gidince =) şehrin bir ucundan bir ucuna yarım saatte gidebiliyor olmak fazla normal geliyor belki bir İstanbulluya :D sıkıcı oluyor bir yerden sonra. o istiyor ki sinir krizleri geçirsin trafikte, hep boğuşsun bir şeylerle, mazoşist belki de İstanbullu =)
İstanbul herkesin hayallerini süslemiş yıllarca. hâlâ da süslemeye devam ediyor. taşı toprağı altınmış, sonra bir şarkıda da geçtiği gibi taşı toprağı moloz olmuş. çünkü artık içinde İstanbullu kalmamış, şehir sadece kazanç elde etmek için gelinmesi gereken bir mekan oluvermiş. yıllar önce bir İstanbul Bülteni’nde okuduğum, küçük bir kızın söylediği söz bunu çok iyi kanıtlar: “İstanbullu doğulmaz, İstanbul’a gelinir.” çevresinde İstanbul’da doğmuş hiç kimse olmadığını, para kazanmak için buraya geldiklerini söylüyordu kız. bense kendimi çok kötü hissetmiştim bunu okuyunca. şu anda tarifi imkansızmış gibi geliyor. gözlerim dolmuştu, çünkü ben bir İstanbulluydum, İstanbul’da “doğmuş” biri. şehrimin aşağılandığını düşünüp kaldıramadım bunu belki de, uzun bir süre düşündüm sonra bu konu üzerinde. O sözü okuduktan sonra anladım ki ben bu şehri seviyorum. Ve yine o sözle anladım ki herkes benim gibi saf bir sevgi beslemiyor bu şehre aslında, ben çocuk ruhumla bağlanmış, sevmişim onu ama başkalarının çıkarları varmış orda yaşamak için meğer.

Sonraları insanların çıkarları için orda yaşamasını anlayacak ve kabullenecektim elbette. Ama o çıkarlar bu şehre uyum sağlayamadığında şehrim bozulacak ve büyüsünü kaybedecekti. Başlığın ilk sayfasında, (ilgilenenler için bkz. http://www.utopyam.com/forum/viewtopic.php?t=1879&postdays=0&postorder=asc&start=0) bazı yerlerde sokakların pis olması o bölgelerin “kapalı” olmasına bağlanmış ya hani, o pislikler çıkarların şehre uyum sağlayamamasından kaynaklanıyor işte. Şehir giderek benliğini yitiriyor içinde böyle “kapalı” alanlar arttıkça. Dünya kenti olma özelliğini kaybediyor yavaş yavaş, çünkü artık şehrini sahiplenen birileri kalmıyor orda. Sadece çıkarlar doğrultusunda yaşanması gereken ve memleket olarak görülmediği için temiz olmasına özen gösterilmeyen, kirletilerek öç alınan bir yer haline geliyor. Bu da onun yaşanılası değil sadece ziyaret edilesi bir yer olarak görülmesine sebep oluyor.

Şöyle de bir şey var ki; bir şehirde yaşamak ve o şehri yaşamak farklı şeyler. Milyonlarca insan yaşıyor bu şehirde, ama onun tadını çıkarmak herkese nasip olmuyor. İstanbul neden güzel bir şehir? Neden bir Dünya kenti? Çünkü binlerce yıllık tarih barındırıyor içinde, çünkü kültür ve sanatın merkezi, çünkü yaşamınızı renklendirmeniz için envai çeşit olanak sunuyor size. Ama bu olanaklardan yararlanmak çok küçük bir kesim için mümkün olunca, İstanbul sadece ziyaret edilip bir anı olarak kalmak üzere cezalandırılıyor.

Bunları da sevebilirsiniz:

Etiketler: , , , , , , , , , , ,

2 yorum yazılmış

  1. zizastorm demiş ki:

    Valla Bilgeciğim, süpersin =) Gözlerim yaşardı ya =P Ben de gaza geldim, bu haklı savaşında yanında yer alacağım =)

  2. bigoudi demiş ki:

    nerdeyse 2.5 yıl geçmiş bu yazıyı yazışımın üstünden. şimdi olsa hayatta böyle yazmazdım. neden bu kadar duygusal bişi yazma gereği duyduğumu açıklasaymışım keşke.

Yorum yaz

Aşağıdaki formu doldurarak misafir olarak da yorum yazabilirsiniz fakat üye olmanızı tavsiye ediyoruz.

Misafirler için yorum yazma paneli: