29 Eyl 06

evet, dün teyzemin doğum günü vardı. o neydi lan saat 01.00 da bitti. ben okuyan bir öğrenciyim, saygı sevgi lan biraz. sonra pederi bekledik, gelemedi. şampanya patladı, pasta yendi falan derken uykum geldi saat 00.00 oldu. neyse dur lan hızlı gittim. he, ondan önce eve gidip çantamı aldım, teyzemlerde ders çalıştım, matematik hocasının a.q lan herif sakat kitapta yazanı deftere geçirtiyor, lan. neyse ben örnekleri geçirene kadar anam ağladı, sonra tayyeb ananıda al s.ktir git dedi yok lan dur ehe. neyse alıştırmaların yarısı yaptım. pasta yemedim, şampanya içmedim kısacası doğumgününden bir b.k anlamadım neyse sonra annemlere laf ettim, “uykum var benim, sabah kalkamayacağım” filan sonra bir anda 10.000 adet şey dediler bende kafa bi milyon tabi sittirin lan dedim böyle “gitmiyorum yarın okula” dedim. yok lan bağırmadım, güzelce söyledim ehe :D. neyse sonra ben içeride bir yatakta uyudum, bi kalktım a.q saat 01.00 olmuş. bu sefer “tamam lan, cidden okula gitmeyeceğim” dedim tamam işte sonra eve geldik, birde ilaç almam lazımdı. bu mantarların da a.q neyse sonra duş bile almadan, üstümdeki leş gibi sigara dumanı kokuları eşliğinde jazz dinleyerek uyuduk. sabah valide 06.00 da kaldırdı beni, cidden valide de sakat lan uykumu alamadım birde üstüne üstlük 06.00 da kaldırıyor, duş alcakmışım sabah öyle demişmişim, lan ne bileyim kafa bi milyonken dediklerimi hatırlıyormuyum ben? neyse işte, sonra uyudum tekrar 09.00 da kendim kalktım. 20 dk önce ders başlamıştı zaten 08.40 – 14.15 bizim okulda dersler birde 12.05 – 12.45 arası uzun öğle teneffüsümüz var, bir tane “beslenme tenefüsü” diye uyduruktan birşey var, bebeler için 20 dk. diğer teneffüsler 10 – 15 dk filan güzel yani zuhahahah ehehehe puhahah ne güzel lan. neyse a.q işte kalktım sabah dokuz da bilgisayarı açtım, yüzümü yıkadım işedim, z.çtım bilgisayarda LOTR oynadım, evde mal mal şarkı söyledim derken saat 12.00 oldu. işte acıktım lan, valide oraya öyle ekmek arası dolma filan koymuş, yalnız ekmek arası dolma değil, yani dolma ekmeğin içinde değil, bunlar tekler yani dolmayla ekmek arası ayrı varlıklar, uzaktan tanıyorlar birbirini tuzlukla hıyar gibi kanka değiller yani, neyse lan işte ben bu ekmek arasını tost makinesinde ıstıtm kendimi kakaolu süt hazırladım bir tane, yedim karnımı doyurdum. ama dolmaların hepsini yemedim, ekmek arası + kakolu süt yetti bana. neyse sonra bilgisayar başına oturdum, a.q bilgisayar masası bozulmuş. bu klavye ve mouse ı koyduğun bir bölüm var hani girip çıkıyor bu, masaya girip çıkan bölüm.. işte o bölüm yanlarında demirler var onlardan bir tanesinin vidası sökülmüş, düşüyor pat küt. sonra bölümün sol tarafı ya..aı yemiş. ölmüş, yeni masa almak lazım ben bu masayı 98 de mi ne almıştım. windows 98 vardı o zamanlar, ne günlerdi a.q araba yarışı filan “viyuuu viyuuu dııırırırdıtt!’ anne bak kaza yaptım – aferin oğlum – ehehehe”.. neyse a.q valideyi aradım sonra gelirken matkap, vida, çivi falan bulabilirse mümkünse alabilmesini rica ettim. bu masayı onarmak lazım.. masa bilgisayar masası olmuş ama adam olamamış işte. neyse lan hadi ehmm.. sıhatle kalın öylemi deniyordu lan sıhatle kalın, size poşet dolusu sevgiler.. hadi lan kaçtım

Etiketler: , , , , , , , , , ,

26 Eyl 06

Sıkıldım…

Saat 22:50'de scarletcran tarafından yazılmış

Bugün yine pek bi güzel uyandım.başımda felaket bi ağrı, dilimde kaiser chiefs grubunun na na na naa şarkısı.ne alakaysa..zaten şarkının tek bildiğim kısmı o: na na na naa..hem bi insan niye baş ağrısıyla uyanır ki?daha başını ağrıtabilicek bişey yaşamadığın bi güne henüz başlamamışken?acaba vücut kendi kendini kandırmaya çalışıyo olabilir mi? : “bak başın da ağrıyo sakın kalkma!valla kalkarsan karışmam!bak kalkarsan daha kötü olcak!kalkma dedim ulen!heh,hadi bakalım gör gününü!….” ondan sonra sıradan günümüz daha da berbat bi hal alır.kendi vücuduna karşı bile büyük bi mücadele verirken ne olmasını beklersin ki zaten.bi de gelen hoca vurur,giden hoca ayrı vurur,tam olur: “size yüksek not almaya çalışın demiyoruz,çakmayın yeter!” saolun be!valla öğrenciyi çok güzel teşvik ediyosunuz,elinize dilinize sağlık. “bunlar aslında pek işinize yaramıcak ama yarın öbür gün bi mimar olursanız,inşallah,olamayabilirsiniz de tabi,bi mühendisle tartışmaya girersiniz falan,genel kültür olsun.” ama yine de çakabiliriz.öğrenci deil mi,istediğini yap,kim ne diyecek.bi gün böyle geçer…sonra akşam olur,muhteşem güzellikteki(!) yurduna gelirsin.yine bi sürü insan..iki dakka yalnız kalayım be!çok şey mi istiyorum bilmem ki.dört kişi kıç kıça oturduğun masanın başına oturursun, açarsın bilgisayarını, böle güzelim bi kampüste ot gibi,odun gibi yaşamanın dayanılmaz ağırlığı altında ezilir gidersin, öle ki yatağa gitcek halin kalmaz.şimdi yatsan uyuyamıcan zaten.uyusan baş ağrısıyla uyancan.ohooo!zaten yarın da toplayıp köye götürüp çayıra salacaklar bizi köy evlerinin analizi falan gibi saçma sapan amaçlar adı altında..napsam bilmiyorum ki.nereye gitsem aynı şeyler ne yapsam aynı yerler..çok sıkıldım!

Etiketler: , , , , , , ,

26 Eyl 06

hiç anlamam şu kadercilik anlayışını. adamın başına bir şey geliyor, ne biliyim amcası teyzesi ölüyor, trafik kazası geçiriyor, deprem oluyor ve ölüyor, sonunda adamın söylediği şey “kaderinde bu varmış” veya “alın yazısı buymuş” tarzında şeyler. öleceği varsa orada olmazsa zaten başka bir yerde başka bir zaman ölürmüş. iyi de elbette ölecek, bilim henüz sonsuz bir yaşam sağlayabilmiş değil ki insanlara. :) neyse diyorum ki insan kendi kaderini kendisi çizer. önceden belli olan bir kader yoktur hiç bi zaman. adam yoldan geçerken kafasına inşaattan tuğla düşer, ölür. bu o kişinin alın yazısı falan değildir, inşaattakilerin sorumsuzluğu, gerzekliğidir. ya da adam sınava hazırlanır hazırlanır yine de düşük not alır, sonra da kaderim böyleymiş diye oturur ağlar. kader değildir bu, büyük ihtimalle verimli bir şekilde çalışmamıştır ya da kapasitesi yetmiyordur. kaderde varsa düzülmek, neye yarar üzülmek gibi bir mantık(sızlık) edinmişiz, daha çok bekleriz oturduğumuz yerde, bir şeyler düzelecek diye.

Etiketler: , , , , , , ,

24 Eyl 06

msn’e zaten kıl oluyorum, 3 günde bir sorun falan çıkarıyor, bir de böyle titreşim gibi salak salak şeyler ekliyorlar programa iyice kanser oluyorum. bir kere önce muhabbete titreşimle başlayanlardan başlamak istiyorum. adam oturup selam yazmaya üşeniyor, geliyor oradaki gerzek titreşim butonuna tıklıyor, e noldu şimdi benim keyfimi bozdun sen? insan gibi selam ver de ben de düzgünce konuşayım senle, ne o öyle şimdi bunun için keyfimi bozmaya değmez en iyisi titreteyim de varsa konuşuruz havaları falan? ikincisi de muhabbetin ortasında adamın sorusuna henüz cevap vermedim diye titretenler. ulan bekle 2 dakka birazdan söylicem zaten ne gerekiyosa, sen titrettiğinde iyice kıl oluyorum, cevap da vermiyorum sonra inadına. ne vercem zaten ya, 2 dakka sabret işte nasolsa sölicem. hiç olmadı bi nokta falan koy, ne bilim orda mısın yaz bişi yaz, ne o öyle titretmeler? hiç umrumda olmaz, beklersin sıranı konuşurum, kasma kendini yani. oh be, rahatladım ya!

Etiketler: , ,

21 Eyl 06

yazı yazmaya tekrar başadım üç sene aradan sonra. niye üç sene ara verdim kalemimi iyice sivrilteceğime köreltmeyi tercih ettim ben de bilmiyorum… bazı hayal kırıklıkları da olabilir sebep, fazla titizlikle minicik bir hata gördüğümde tüm yazdıklarımı yok sayıp atmam da, ya da sevinçlerimi, üzüntülerimi, öfkemi, paylaştığım kağıtların, kalemlerin dostluklarından şüphe etmem de olabilir, modern zamanların en acımasız getirisi vakitsizlik de? belki de hepsi. ama nasıl oldu bilmiyorum bir anda eski dostlarımı hatırlayıverdim kalemlerimi kağıtlarımı, yıllar sonra açtığımda küf kokularıyla beraber hatıraların fışkıracağı defterlerimi. küf kokusu dediğime bakmayın ben severim eski sayfaların küf kokusunu; her birindeki yaşanmışlığın, mazi olmuş hayatımızında bir göstergesidir o koku belki…işte yeniden başladım bir heves, dolup taşan fikirlerin beyin denen sandıktan çıkma zamanı gelmiş belli ki…

Etiketler: , , , , , , , ,